Yazılarımız E-Mail Adresinize Gelsin

31 Ocak 2013 Perşembe






ALTIN KİTAPLAR'DAN :

Tüm Zamanların En Güzel Aşk Hikâyesi...

İÇERİK TANITIM

Yaşamak İstediğiniz Aşk Belki de Yanı Başınızdadır
..Her şey kediler, cin ve erkekler tarafından neredeyse mahvoluyordu.
Franin o gün otuzuncu yaş günüdür ve her şey yolunda gitmektedir. Yakışıklı ve yetenekli erkek arkadaşı cebinde bir yüzükle onu Ritze götürecektir. Ama bir şeyler ters gitmeye başlar. Hem de hiç ummadığı kadar ters... Ve gecenin sonunda Fran kendini yatağının içinde, bir elinde ucuz bir brendi şişesi diğer elinde de Michaelın eski bir çorabına sarınmış ağlarken bulur. Hayatının neden birden tepetaklak olduğunu anlamaya çalışan Fran, garip bir planla karşı karşıya kalır. Bir tacizci gibi davranacak, Nellie adındaki bir yabancıyı gizlice izleyecek ve her gece cin içmeyi engellemek için o çok sevdiği Cin Perşembelerini iptal edecektir. Ama Franin arkadaşlarının daha iyi bir planı vardır. Ve daha eğlenceli görünmektedir. Kim bilir belki de bu plan hayatının aşkını bulmasını sağlayacaktır. Sonunda arkadaşlarının teklifini kabul eder. İşte tüm zamanların en büyük aşk hikâyesi böyle başlar...

YAZAR HAKKINDA

Lucy Robinson yazar olmadan önce West End tiyatro prodüktörlüğü yaptı ve BBC, ITV, Channel 4 ve Channel 5 gibi kanallar için hazırlanan belgesellerde çalıştı.Yazarlık kariyeri mariclarie.co.uk sitesi için internet çöpçatanlığı üzerine bir günlük yazmasıyla başladı.Lucy Robinson evli ve Güney Londrada yaşıyor. Çeşitli televizyon projeleri ve üniversiteye dönüş planlarının yanı sıra bir sonraki romanını yazıyor.







SOPHİA KİNSELLA - YİRMİLER KIZI

NOT: Severek okuduğum , eğlenceli bir kitaptı .Sizinle videosunu paylaşmak istedim .Görüntüler çok hoşuma gitti .Kitabı tanıtıcı güzel bir video .Yabancı bir video ama ,izlenmeye değer .Hoşunuza gidebilir .










OLİVERA ADLI KİTAP :


Osmanlı Sarayına İlginin Arttığı Bu Dönemde Arunas Yayıncılık Bilinmeyenlerle Dolu Yıldırım Bayezid Dönemine
Işık Tutacak Dünyadaki İlk Ve Tek Olivera Despina Hakkında Yazılmış Kitabı Okuyucusuyla Buluşturuyor.
Kitabın En Önemli Özelliği Olivera’nın Bir Papaza Yazdırdığı Anılarının Günümüze Kadar Ulaşması İle Meydana Gelmesidir.
TV Programları Yapan Değerli Tarihçilerimizin Kitaba İlgi Göstermesi de Bu Yüzdendir. Kitap Tarihi Bir Kaynak Niteliğindedir.

* Timur Ankara Savaşından Sonra Esir Aldığı Bayezid’ı Küçük Düşürmek İçin Olivera ’ya Yarı Çıplak ve Askerlerinin Önünde İçki Servisi Yaptırdı mı?
* Timur Gerçekten de Bayezıd’ı Demir Bir Kafese mi kapatmıştı?
* Bayezıd’ın Ölümü Nasıl Olmuştu? İntihar mı? İnfaz mı? Yoksa Eceli İle mi?
* Savaş Meydanında Babasını ve Mensup Olduğu Hanedanın Bir Çok Üyesini Öldürten ve Ülkesini Zapt Eden Bayezid’a Eş Olmaya Mecbur Bırakılan
Olivera Kendisine Büyük Bir Aşkla Bağlı Olan Yıldırım Bayezıd’a Karşı Gerçekte Neler Hissediyordu?

Şu An Bile Tarihçilerimizin Tartıştığı Bu Konular Ve Daha Birçoğu, Olayları Bizzat Yaşamış Ve Anılarını Günümüze Kadar Ulaştırmayı Başarmış
Olivera Despina’nın Anlatımından Bilinmeyenlere Işık Tutmak Üzere Yazıldı.

Dağıtım Tarihi 6 Şubat 2013





ARTEMİS YAYINLARI'NDAN GELECEK OLAN BİR KİTAP .





NAŞİDE GÖKBUDAK :


Hüviyet cüzdanıma göre 01/01/ 1936 yılında, ailemin kaydına göre 23 Eylül 1937 de bağ bozumu mevsiminde  Elâzığ’ın Perçenç (Şimdiki Akçakiraz ) köyünde doğmuşum. Hüviyet cüzdanındaki kayıtlara bakılırsa, bütün köy çocukları, Noel Baba tarafından yeni yılın ilk ayında getirilmişti. Aslında o devirde Noel Baba doğu illerine hiç uğramazdı. Nasıl olmuşsa olmuş. Ben de pek anlayamadım. Henüz bebekken şehir merkezine taşınmışız. Köyü ve toprağı bırakan babam, başka bir mesleği de olmadığından, bizleri çok zor şartlarda büyüttü. Tabii anneminde yardımı ve desteği ile. Bize veremedikleri ekonomik rahatlığı, sevgi ve ilgileri ile veriyorlardı.  Daha küçük yaşlarda , kendimi güzel ifade etmemle dikkati çekiyordum.

Orta okul ve lise boyunca, Türkçe ve Edebiyat öğretmenlerimin gözdeleri olmuştum. Okul gazetesinde , mahalli gazetelerde yazılarım çıkıyor, yazı göndermem için boş sütunlar bırakıyorlardı. Lise Edebiyat  öğretmenim tarafından  “KÜÇÜK HALİDE EDİP” diye isimlendirilmiştim. Lise çağlarında şiir yazmaya başlamıştım. İdealim, Siyaset bilimi okumak ve tabii roman  yazmaktı. Ekonomik sebeplerden dolayı bunu başaramadım. Hukuk fakültesine girdim. Ama yine aynı sebeplerden ve şartların daha da ağırlaşmasından dolayı, fakülteyi bitiremedim. Evlenmiş, iki kız çocuğu sahibi olmuştum. Eşim bazı konularda çok açık fikirli, bazı konularda da tuhaf bir tutuculuk içindeydi. Bu baskıya, çocuklarımı istediğim gibi yetiştirmek gayreti de eklenince, kendi ideallerimi bir tarafa bırakmak zorunda kaldım. Çocuklarımı ve torunlarımı büyüttükten sonra, bir karmaşa içinde uçarak geçtiğim senelere göz attım. Kendim için hiçbir şey yapmamıştım. Ve yazmaya, her şeye rağmen yazmaya karar verdim. Yaşım 65 idi. Ne kadar zamanım olacaktı? Bunu bilemiyordum. Ama yazacaktım. (Gerçi daha evvel gizlice yazdığım ama yayınlatmadığım bir romanım vardı. İlk romanımın belli bir çizgiyi tutturmasını ve edebiyatta bir yeri olmasını istiyordum) Böyle bir roman için hikâyem de hazırdı. Yaşanmış çok güzel bir hikâye, tarihi zaman, sosyal olaylar açısından da çok özel ve çok güzeldi. Bana da en güzel şekilde anlatmak düşüyordu.

Böylece ilk romanım SIDIKA HANIM’ı yazdım. Çok ses getirdi. Bu konuda söz sahibi olacak, bir çok kişinin iddiasına göre, “yabancı ve yerli tüm romanlar arasında ilk on sıranın içinde” yorumu yapıldı. O günden beri hızla yazmaya devam ediyorum. Kaybettiğim zamanı telafi etmek, biriktirdiğim hikâyeleri ve tecrübelerimin bana verdiği dersi, tüm dünya ile paylaşmak için.
İki kızım üç torunum var. Eşimi kaybettim. Tek başımayım ama yalnız değilim. Yarattığım roman kahramanları ile , geniş bir çevrem var. Beni anlıyorlar. Ben de onları anlıyorum ve seviyorum.



KRISTIN HANNAH


1960 yılının eylül ayında Güney Kaliforniya’da doğdu. Sahil kenarında kumdan kaleler ve sörf yaparak büyüdüğünü söyleyen Kristin Hannah sekiz yaşında iken, ailesi ile birlikte Batı Washington’a taşınır.Burada bir süre bir reklam ajansında çalıştıktan sonra hukuk fakültesine gitmeye karar verir. Annesi Kristin’in hukuk fakültesine yazar olmak için gittiğini dile getirir. Kristin Hannah hukuk fakültesinde 3. ve son senesindeyken annesi kansere yakalanır. Annesi hastanede hayatının en ağır savaşını verirken, hala kızının bir yazar olacağına inanmaktadır. Bu inançla birlikte Kristin Hannah hayatının en klişelerle dolu romantik yazılarını yazar. Ardından annesi de vefat eder.Annesinin ölümünün ardından yazdığı tüm yazıları bir kutuya koyarak yazarlık fikrini bir kenara koyan Kristin Hannah evlenir. Artık evli bir kadın olan Hannah avukatlık işini de devam ettirmektedir. Ancak hamile olduğunu öğrendiğinde ve beş ay yatak istirahati yapmak zorunda kaldığında, Kristin Hannah evde okunmadık kitap bırakmaz. Ardından eşinin de desteği ile kutulara kaldırılan eski notlar tekrar ortaya çıkarılır. Kristin Hannah oğlunu doğurduğu zaman elinde bir kitap taslağı da hazırda bulunuyordu.Kristin Hannah, hemen hemen her yazarın yaşadığı sorunlardan biri olan yayıncı bulmakta zorlandı. Ret cevapları onu yıldırmadı, denemeye devam etti. 1990 yılında aldığı bir çağrıya cevap verdiğinde, hayatı da değişmiş oldu. O andan itibaren artık geriye hiç bakmadı ve profesyonel bir yazar olma yolunda adımlarını attı, o günden bugüne de yazma hevesini hiç kaybetmedi. Kristin Hannah şimdi iyi bir eş, anne ve yazar olmaktan duyduğu mutluluğu sürdürüyor.Yazar Altın Kalp, Maggie, Ulusal Okuyucu Seçimi ödüllerinin de sahibi.

Eserleri:

A Handful of Heaven (1991)
The Enchantment (1992)
Once in Every Life (1992)
If You Believe ( 1993)
When Lightnings Strikes (1994)
Waiting for the Moon ( 1995)
Home Again ( 1996)
On Mystic Lake ( 1999)
Angel Falls (2000)
Summer Island ( 2001)
Distant Shores (2002)
Between Sisters (2003)
The Things we Do for Love (2004)
Comfort and Joy (2005)
Magic Hour (February 2006)
True Colors (2009)
Winter Garden (2010)
Night Road (2011)

TÜRKİYE'DE ÇIKAN KİTAPLARI:
* ATEŞBÖCEĞİ YOLU
*KIŞ BAHÇESİ
*GERÇEK RENKLER
*GECE YOLU
* SEVİ UĞRUNA YAPTIKLARIMIZ




Obsidiyen

Her şeye yeniden başlamak çok berbat.                       

Annemle birlikte Batı Virginiaya taşındığımızda, kendimi
sıkıcı işlere adamıştım, ta ki tüyler ürpertici yeşil gözleri ve
kaslı vücuduyla yan komşumuz karşımda dikilene kadar.
Ama işler tahmin ettiğiniz gibi gitmedi.

O, ağzını açtı.

Daemon hem kabaydı hem de kendini beğenmiş bir pislikti.
Birbirimizden hoşlanmamıştık. Tam hikâye burada bitiyordu
ki bir kazaya uğradım ve Daemon zamanı dondurarak beni
kurtardı.

Yakışıklı uzaylı komşum üzerimde bir iz bırakmıştı.

Yanlış okumadınız. O, bir uzaylı. Daemon ve kız kardeşinin
yeteneklerini çalmak isteyen düşmanları vardı ve Daemonın
bıraktığı iz bütün düşmanları başıma toplamıştı.

Bu korkunç durumdan canlı kurtulmak içinse tek yapmam
gereken üzerimdeki uzaylı izi etkisini yitirene kadar
Daemonın yanından ayrılmamaktı.

***

Obsidiyene bayıldım. Romanı bir gecede bitirmeye, kendinizi
Daemona kaptırmaya ve serinin ikinci kitabı için sabırsızca
beklemeye hazır olun.
Deborah Cooke, The Dragon Diaries

Daemon ve Katy, ateşle barut gibi. Her bölüm nefesinizi kesecek
ve dahası için yalvaracaksınız.
Jus Accardo, Touch

Armentroutun yeni serisinin ilk kitabı başından sonuna hiç
azalmayan bir heyecanla akıp gidiyor.
RT Book Reviews