Yazılarımız E-Mail Adresinize Gelsin

12 Ekim 2013 Cumartesi


Siyah İnci Yayınları'ndan çıkmış olan Ahmet Sabancı'nın -HiçBir Şey Bilmediğin Gibi adlı kitabına yapmış olduğum yorumum; 

Öncelikle , yazarın dili çok sade ve akıcı .Kitabın sayfa kalitesi, yazı puntosu  çok iyi ve de en önemlisi kelime hatası  bile yok , en azından ben rastlamadım .

Kitapta; bir erkeğin eski kız arkadaşına  duyduğu özlem, kimi zaman şiirlerle kimi zaman günlük tarzında yazılan yazılarla desteklenerek anlatılmış .

Ve ben okurken, erkeğin kıza duymuş olduğu sevgiye ki büyük bir sevgi abartmıyorum , hayran kaldım.Genelde kitaplarda , kızlar sevdiği erkeğe büyük bir aşkla bağlanır ve biz o tarz kitaplar okuruz  değil mi? İşte bu kitapta öyle  değil.
Bu tarz bir sevgiyi okuduğunuz zaman,acaba  bizde böyle bir sevgi bulabilir miyiz ? diye kendinize soracaksınız ,emin olun .

Kitabı okurken çoğu yerde güldüm , kahkaha bile attım denilebilir  ama genelinde kitabın duygusallık hakimdi .Bu iki duyguyu da verebilmek , zordur .Ama yazarımız bunu başarmış . Ve bu başarısından dolayı kendisini tebrik ediyorum .

Kitap biraz daha kalın biraz daha detaylara giren bir kitap olabilirdi lakin tadında bitmesi de benim için artı bir puan aldı .

Yazarımızın yeni kitaplarını , heyecanla bekliyor olacağım .Bu kitabı yazdığı için öncelikle yazarımız “AHMET SABANCI’YA“ ve  sonrasında bizlerle buluşturduğu için “SİYAHİNCİ YAYINLARI’NA “ çok teşekkür ederim.”

Not: Çiçeği burnunda yazarlardan bir tanesi ,Ahmet Bey.Dediğim gibi yeni kitaplarını heyecanla  bekliyor olacağım .Saygılarımla....

Arkadya Yayınları'ndan çıkmış olan -Yağmur Sonrası Adlı Kitap için;
Aslında bitmesin diye baya uğraştığım bir kitap oldu .Lakin her güzel şeyin bir sonu vardır , bu kitapta onlardan bir tanesiydi .

Öncelikle  kitabın çevirisi çok akıcı ve kitapta kelime hatası bile yok, desem yeridir. Kitap zaten kapağıyla bile beni gel oku diyen bir kitap . Yazı puntosu  tam istediğim gibi,  aralarda bazen duraklamak için konulan ı semboller  kitabı daha rahat okunacak bir kıvama getirmiş . Bu  saydıklarımın  hepsi , bu kitapta emeği geçen kişilerin titiz bir çalışmayla bu kitabı ortaya koyduklarının bir göstergesi .

Kitabın konusuna kısaca değenirsek , nişanlı olan bir kızın (Anne Calloway) , İkinci Dünya Savaşı esnasında arkadaşı  Kitty ile birlikte Bora Bora adlı bir adaya gönüllü hemşire olarak gitmeleri , bu ada da başlarına gelen olaylar, savaşın acı yüzü , arkadaşlık –dostluk ilişkileri , ailevi bağlar, aşk , fedarkarlık ,  ada da esarengiz bir şekilde  gerçekleşen bir cinayet   ve bu cinayet sonrasında  gelişen olaylar ve en önemlisi de  aradan ne kadar zaman geçerse geçsin aşkın gücünün kaybolmadığını , umudun her zaman var olduğunu , yazar SARAH  JİO , çok güzel bir şekilde  olayları birbiriyle harmanlayarak ve  arada hiçbir kopukluk olmadan  , film tadında  biz okuyuculara aktarmış .

Ben kitabı okurken  aynı zaman da kitabı yaşadığımı da hissettim . Bu çok nadirdir benim için, kitabı okurken aynı zaman da yaşamak . Dediğim gibi kitap bir film tadında idi .Bu yüzden öncelikle yazarını tebrik ediyorum  sonrasın da ise bizi bu yazarla tanıştırdığı ve özenli çalışmayla bu kitabı bizlere sundukları için ARKADYA YAYINLARI’NA teşekkür ü borç bilirim .

NOT: Kitaba puan veriyorum , yüz üzerinden bin beş yüz ;) Saygılarımla…

KİTABIN TANITIM VİDEOSU : 



11 Ekim 2013 Cuma



Arkadya Yayınları'ndan çıkmış olan Mutluluğun Öteki Yüzü adlı kitap için ;

Bir kitabın konusu kadar çevirisinin de iyi olması gerekir ki kitap rahatça okunabilsin , bence bu kitap son derece  akıcı bir çeviriye sahipti, arada tek tük yazım yanlışları da vardı , yok değildi .Ama bu göze batmayacak  kadar azdı .Bu yüzden çevirmeni “Simge Ölmez Hanım’ı” tebrik ederim .


Sonra , Arkadya’nın diğer kitapların da  olduğu gibi bu kitapta da , iç kapak tasarımı , yazı puntosu ve aralarda nefes alabilmek yada duraksayabilmek için kullanılan işaretler  kitabın akıcılığına artı bir puan kazandırmıştı .

Kitapta ; Ella adlı bir kadının ,bir gün bir olay sonucunda kocası Joe’nun  ölmesi  ve bu ölüm  haberini almasıyla birlikte , hayatının nasıl değiştiğini , verdiği yaşam mücadelesini , kendi çocukları olmasa da  kocasının ilk karısından (Paige’den ) olan çocuklarını  nasıl sevdiğini, onları korumak için neler yapabileceğini  ve Paige ile çocukların velayeti üzerine  girişmiş olduğu mücadeleyi , bu mücadele esnasında  açığa çıkan sırları , kısacası kitapta ; aşkı , sevgiyi , aile bağlarını , arkadaşlık ve dostluk ilişkilerini , fedakarlığı  ve en önemlisi  en hakiki mutluğun acılardan geldiğini okudum .
Ve okurken kimi  zaman bir gülümsedim , kimi zaman ise duygulandım .

Bu kitap aynı zaman da alalım , okuyalım , vakit geçirelim ve kitaplığa kaldıralım tarzında bir kitap değil .Bizlere yaşamla ilgili tavsiyeler de bulunan bir kitap aynı zamanda .Herkesin kendine  göre dersler çıkarabileceği bir kitap .

Ben çok beğenerek okudum . Ve kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum .Okuyun /okutturun . 

Ayrıca,bu kitabı  bizlerle buluşturduğu için Arkadya Yayınları’na da çok teşekkür ederim .

Unutmadan kitaba bir puan verecek olursam;  10 üzerinden 100  verirdim .Saygılarımla….
Hyperion Kitap'tan ilk çıktığı zaman okuduğum ama bloguma bakmaya biraz ara verdiğimden buraya yorumlamadığım bir kitaptı .

BİR İLKBAHAR MACERASI :
Okuduğum en tatlı  kitaplardan bir tanesiydi .Kitabın kapağından , sayfa kalitesine , yazı puntosuna ve en önemlisi çevirisine kadar her şey çok güzeldi .Tabi arada bazı  tek tük kelime hataları da vardı , lakin  kitap o kadar içten – samimi bir anlatıma sahipti ki onu nazar boncuğu  olarak sayıyorum .


Kitapta; Lou adlı bir kadın, bu kadın güzel , alımlı , becerikli fakat kocası Phil tarafından bazı özellikleri bastırılmaya çalışılan, özgüvenini yitirmeye başlayan bir kadın . Kocası Phil ise benim tabirimle tam bir bencil -egoist kendisinden başka kimseyi düşünmeyen ,hep kendi dediklerinin olmasını isteyen bir adam . ( Kitabı okurken Phil’e acayip gıcık oldum  J ) .


Bir gün  Lou’nun  bahar temizliği yapmaya karar vermesi ve uygulamasıyla birlikte hayatında  bir takım değişiklikler olacaktır ; kocasıyla , arkadaşlarıyla  ve ailesiyle arasında .Bir takım kararlar alacaktır . Fazla detay vermek istemiyorum , çünkü tüm sihri kaybolabilir kitabın ;)

Kısacası kitapta;  bir kadının hayatındaki değişime , aile , arkadaşlık –dostluk  , fedakarlık , aşk vs tanık olacaksınız .

Kitap aynı zaman da chick-lit tarzında . Ama okuyalım gülelim , eğlenelim  ve bir kenara kaldıralım mantığında bir kitap değil ,çünkü gülerken bile sizi düşündürecek ,yaşamdan dersler almanızı sağlayacak kitaplarsan bir tanesi .(Ve ben okurken çoğu yerde duygulandım çoğu yerde güldüm .)

En önemlisi ise , bir kadının, bir insanın/insanların bir şeyi isterse, ne olursa olsun başarabileceğini anlatan , güzel bir kitaptı benim için.

Bu kitabı okumak isteyen herkese tavsiye ediyorum .Özellikle hemcinslerime , bayanlara .

Ve bu kitabı bizlerle buluşturduğu  için sevgili HYPERİON KİTAPEVİ’NE çok teşekkür ederim .Yazar Milly Johnson ‘a da her ne kadar bu yazımı göremeyecek olsa da teşekkürler .

Hımm unutmadan kitaba bir puan verecek olursam  10 üzerinden 10 olurdu .Saygılarımla…





   
Kitabın ilk tanıtımını görür görmez ve konusunu okuduğumda , bu kitap benim olmalı ve ben bunu okumalıyım diye düşündüm ve alıp okudum .İyi ki de alıp okumuşum .

Kitap, cidden ön kapağında yazan yazıya harfiyen uymuş “Bu kitap ürkütücü  bir şekilde kusursuz “ Evet kitap kusursuzdu . Öncelikle kitabın çevirisi son derece akıcı bir çeviriye sahip .Kelime hatası yok denecek kadar az, yazı puntosu   tam istediğim gibiydi .Hemen hemen bütün  kitap yorumlarımda bu konulara değiniyorum ama bir kitabın okunmasını sağlayan olmazsa olmazlar benim için napabilirim ;) Kısacası titiz bir çalışmanın ürünüydü.

Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam ; kitapta  Hong Kong’tan annesiyle birlikte Amerika’ya göç etmiş  Kimberley adlı bir kızın , yılmadan –pes etmeden zorluklara nasıl göğüs gerdiğini , tüm zorlukları nasıl aştığını aşama aşama okudum ve okurken ki  beni her kitap kolay kolay ağlatamaz , duygulandırır ama ağlatamaz  bu kitap beni ağlatmayı başardı . Kimi zaman yüzümde bir gülümseme de oluşmadı değil . Onlar olayları yaşarken sanki ben uzaktan onları izliyordum .

Kitapta aynı zaman da ; arkadaşlığı , dostluğu , aile bağlarını ,hele bir tane teyze vardı ki düşman başına (Paula Teyze ) git saçını başını yol , yolasım geldi :) Ne diyordum hım aile bağlarını , aşkı , yazar öyle güzel bir şekilde anlatmış ki arada hiçbir kopukluk yok .

Kitapta ders alınabilecek pek çok nokta da var .Bunlardan bir tanesi;  insanın şansını kendisinin yarattığıdır . Çok doğru .

Neyse bu kadar cümleden sonra kısacası diyorum ki bu kitabı tereddüt bile etmeden alıp okuyun ve okutturun ,  pişman olmayacaksınız .


Unutmadan birde puan verirsem bu kitaba on üzerinden yüz veriyorum .Birde bizlerle bu kitabı buluşturduğu için “MARTI YAYINLARINA “çok teşekkür ederim .Saygılarımla….

   Pegasus Yayınları'ndan çıkmış "EĞER YAŞARSAM "adlı kitaba yorumum.Şahsen beğendim. 


   
 Feniks Kitap'tan Çıkan; Eczacının Kızı adlı kitaba resimli yorumum . Şahsen kitabı çok beğendim .